Bir kabustan uyanış…

  • Lügen 

Bir önceki yazımda duygusal bağımlılığın bizleri nasıl köleleştirdiğinden bahsetmiştim. Bu yazımda ise bu duygusal bağımlılığı aşamayıp kıskanç, aşırı sahiplenici, ilişkinin üzerine karabasan gibi çöken bu kölelerden ve onların bu durumdan nasıl kurtulabileceklerinden biraz bahsetmek istiyorum. Eminim sizler de sık sık etrafınızdaki ilişkilerin, bir tarafın aşırı sahiplenici doğası yüzünden, bittiğini duyuyorsunuzdur. Bu tarz tutumların temelinde genelde güven sorunları, kıskançlık, düşük öz güven ve öz saygı yatmaktadır. Bir çok insan için bu aşırı sahiplenici tutumlar endişe verici ve uzaklaştırıcıdır. Dolayısıyla öncelikle kişi kendi iyiliği için bu durumdan kurtulmaya çalışmalıdır.

Peki Bunu Nasıl Başarabiliriz?

İlk yapmamız gereken şey geçmişi geride bırakmaktır. Bunu neredeyse tüm yazılarımda söylüyorum zaten; Bırakın geçmiş geçmişte kalsın. Eski ilişkilerinizde aldatılmış, yalanlara maruz kalmış olsanız bile, mevcut ilişkinizi yeni bir başlangıç olarak görün ve öyle davranın. Geçmişinizin bunu bozmasına izin vermeyin. Yeni sevgilinizin eskisi gibi sizi üzmeyeceğini farz edin. Sevgilinizin size karşı dürüst olup olmadığı, size sadık olup olmadığı gibi konularda tüm gün endişelenmeyi bırakın. Uyumsuzluk veya kusur aradıkça ilişkinizi bozmaya daha çok yaklaşırsınız. Sevgilinize güvenin ve korkularınızı ve güvensizliklerinizi ona doğrultmayın. Unutmayın kimse sürekli bağlılığını sorgulayan ve hep bir hata bulan biriyle birlikte olmak istemez. Kimse sürekli ne yapması gerektiğinin söylenmesini de istemez. Hepimiz karar verme yetimizi özgürce kullanmak isteriz. Sevgilinizin bu özgürlüğünü kısıtlarsanız onu boğmuş olursunuz. Kendi kişisel alanında vakit geçirmesi için ona izin vermelisiniz. Birbirinizden ayrı zamanlar geçirmeniz sağlıklı bir ilişki için çok önemlidir.

Kıskançlık bir çizgiden sonra paranoyaya dönecektir;

Eğer o çizgiyi aşarsanız büyük ihtimalle nefret dolu, öfkeli, mutsuz ve tatsız biri haline geleceksiniz. Elbetteki bu haliniz ilişkinizin mahvına büyük katkı sağlayacaktır. Bu sebeple de kıskançlığınızı lütfen paranoyanın kıyılarından uzakta tutmaya gayret edin. Kıskançlık yitirme, kaybetme korkusuyla beslenir. Bu, ilişkide her iki tarafı da rahatsız edici bir duygudur. Olumsuz bir ruh halidir dolayısıyla bir ilişkide yeri olmamalıdır ama diyelim ki kendinizi zapt edemiyorsunuz o halde lütfen paranoyaya dönüşmesine engel olmaya gayret gösterin. Mesela arkadaşlarıyla tanışın. Eğer arkadaşlarını tanırsanız ve onlara güvenirseniz siz etrafta değilken kıskanmazsınız ve kendinizi daha rahat hissedersiniz. Hatta onlara bir şans verdiğinizde belki de siz de onların arkadaşlığından hoşlanacak ve birlikte vakit geçirmek isteyeceksiniz. 

Onu değiştirmeye çalışmayın

En büyük hatalarımızdan biridir bu bir ilişkide, unutmayın ki başlangıçta ondan olduğu kişi olarak hoşlandınız ve bir ilişkiye başladınız. Ona bir şeyler katmakla onu değiştirmek arasında fark vardır. Sevgilinize yanlış olan şeyleri söyleyebilir ve bu konu üzerinden ona destek vererek bunu aşmasına yardımcı olabilirsiniz. Ama ona hayatı nasıl yaşaması gerektiğini dikte etmek zaman içinde size hırslanması veya kin tutması olarak dönecektir. Bu sebeple sevgilinizi değiştirmek yerine belirli hatalarını sevginizle düzeltin.

Cevap bulmaya çalışın

İki kişi arasında elbette anlaşmazlıklar olacaktır. Bunu ya münakaşa ile daha karmaşık bir hale getirirsiniz ya da kafa kafaya verip çözüm arama yoluna gidersiniz. Karmaşık hale getirmek ne sizin ne de sevgilinizin hoşlanacağı bir durum değildir. Anlaşmak dururken, iletişimin pozitif gücü dururken neden ilişkinizin temeline baltalar savurasınız ki? Bu yüzden konuşarak, düşünceli davranarak, empati kurarak çözüm aramaya çalışmak hem o an hem de ilişkinin geleceğinde her iki tarafı da mutlu edecektir. 

Sevgilinize güvenin

İlişki yaşayan insanlar kendilerini güvensiz hissedebilirler. Bunun sebebi genellikle geçmiş ilişkilerdir. Sevgilisi yanında olmayan kişiler sık sık o sırada aldatıldığını ve kendisinden daha iyi birini bulduğunda terk edileceğini düşünme eğilimindedir. Bu sağlıklı bir düşünce yapısı değildir. İhtiyacınız olan tek şey sevgilinizin sizi aldatmayacağına kendinizi inandırmanızdır.  Elbetteki şüpheleriniz olacaktır ama bunun için aldatıldığınızı, terk edileceğiniz düşünmek yerine veya onu takip ederek, telefonunu, mesajlarını, maillerini karıştırarak yapmak yerine onunla konuşarak bu durumu açıklığa kavuşturun. Çünkü konuştuğunuz zaman kimse size “Neden konuştun?” demez ama arkasından casusluk yaptığınız anlaşılırsa, ilişkinize, geri dönüşü olmayan, üstesinden gelinemeyecek zararlar vermiş olursunuz.

Konuşun

Yazının genelinde de belirttiğim gibi konuşmak çok önemli ama savunmacı veya karşı tarafı savunmaya itecek kelimelerle ve tavırla yapmayın bunu. Mesela geçmişinizden bahsedip neden böyle hissettiğinizi anlamasına yardımcı olabilirsiniz. Hislerinizde açık olun, kavgacı bir tutumda olmayın. Böyle bir konuşmayı asla bir kavga esnasında yapmaya da çalışmayın. Unutmayın eğer dürüst olur, dürüst davranmaya da devam ederseniz sevgiliniz de size dürüstlüğüyle karşılık verecektir.

Son olarak;

Kendinizi, ruhunuzu sürekli besleyin bu hepimizin en sık duyduğu şeylerden biridir ama bunu sık duyma sebebimiz çok sağlıklı ve doğru bir tutum olmasıdır. Bol bol okuyun, yürüyüşlere çıkın, bir spor salonuna yazılın, bir kursa kayıt olun, müzik dinleyin, örgü örün, şiir yazın, yardım kuruluşlarına veya derneklere üye olun, kısacası hayata ve kendinize bakışınızı değiştirecek keyif alabileceğiniz aktivitelerle, hobilerle destekleyin ruhunuzu. Sonuçta hem farkındalığınız artacak hem özgüveniniz ve özsaygınız yerine gelecek hem de çok daha sağlıklı ilişkiler kurabiliyor olacaksınız. Ne dersiniz denemeye değer değil mi? 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir